Psikolog Koltuğuna Yeni Biri Oturdu: Yapay Zeka
Şu sahneyi gözünüzün önüne getirin: Klasik bir terapi odası. Bir yanda hayatının en kırılgan anlarını anlatan bir danışan, diğer yanda not defterine gömülmüş, bir gözü saatte, zihninde DSM kriterlerini çarpıştıran bir psikolog.
Odanın köşesinde ise üçüncü bir sandalye var. Ama üzerinde bir robot oturmuyor. Henüz Netflix distopyalarına bağlamaya gerek yok. O sandalyede sessizce duran şey; bir algoritma, bir veri işleyici, yani Yapay Zeka.
APA’nın (Amerikan Psikoloji Derneği) son verileri, psikologların yarısından fazlasının artık iş süreçlerine bir şekilde YZ araçlarını dahil ettiğini söylüyor. Bu bir trend değil, bu sessiz sedasız gerçekleşen bir paradigma kayması.
Empati Kurmuyor, Yük Alıyor
Dürüst olalım; klinik pratiğin %30’u derin düşünmekse, %70’i o bitmek bilmeyen dokümantasyon, raporlama ve not özetleme süreci. İşte YZ tam burada devreye giriyor.
Yapay zeka;
Çocukluk travmalarınızı yorumlamıyor (henüz o kadar "insan" değil).
Sizinle birlikte ağlamıyor.
Ama o devasa veri setlerinden davranış kalıplarını saniyeler içinde çıkarabiliyor.
Terapistin sırtındaki o hantal idari yükü, yani "bilişsel yükü" alıyor.
Kısacası; terapistin beynini değiştirmiyor, ona nefes alacak alan açıyor.

"Otomasyon Yanlılığı" Tuzağına Dikkat
Tabii her şey toz pembe değil. Burada bir "teknoloji romantizmi" ile "teknoloji düşmanlığı" arasında sıkışmamak lazım.
Asıl tehlike "Automation Bias" dediğimiz o meşhur otomasyon yanlılığı. Makine bir çıktı verdiğinde, beynimiz "Eğer bu kadar hızlı ve derli toplu sunduysa doğrudur" diye düşünmeye meyilli. Oysa psikoloji gibi hassas bir alanda, bir algoritmanın önerisini "mutlak doğru" kabul etmek, uçağı otopilota alıp kokpitte uyumaya benzer.
Kritik kural net: Yapay zeka bir karar verici değil, sadece bir karar desteğidir.
Uçağın Pilotu Kim?: Psypilot Kavramı
Yakında Frontiers in Psychology’de yayınlanacak olan bir çalışma, bu durumu harika bir terimle özetliyor: “Psypilot”.
Buradaki mantık, havacılıktaki "Co-pilot" sistemiyle aynı. Uçağı (yani terapi sürecini) hala insan yönetiyor. YZ ise navigasyonu kontrol eden, hava durumuna bakan, yakıt hesabını yapan sistem. Navigasyon size yolu gösterir ama direksiyonu ne zaman kıracağınıza, fırtınanın içine girip girmeyeceğinize hala siz karar verirsiniz.
Son Söz: Empati vs. Verimlilik
Yapay zeka insan davranışından öğreniyor, psikoloji ise insanı anlamaya çalışıyor. Biri örüntülerin peşinde, diğeri öznel deneyimin. Bu iki dünya birbiriyle çarpışmak zorunda değil; aksine birbirini tamamlayabilir.
Günün sonunda terapi dediğimiz şey sadece veri değildir. O odadaki sessizliktir, ses tonundaki titremedir, o an kurulan göz temasıdır. Bunları hiçbir prompt ile simüle edemezsiniz.
Ama eğer YZ, bir terapistin sırtındaki o gereksiz evrak yükünü alıp ona danışanının gözlerinin içine bakacak daha fazla "zihinsel alan" tanıyorsa… İşte asıl devrim budur.
Yapay zeka psikolojiyi değiştirmiyor; psikologların çalışma biçimini evrimleştiriyor. Ve bu dönüşüm, sandığımızdan çok daha insani olabilir.